EDİRNE İL MİLLÎ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ

Edirne Türkçe Atölyesi 3 Kapanış Töreni Gerçekleştirildi.

Balkan Türkleri Federasyonu koordinatörlüğünde ve Edirne İl Milli Eğitim Müdürlüğümüz ortaklığı ile Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Mevlana Kültürel Etkileşim Programı kapsamında hazırlanan Türkçe Atölyesi Projesi 3 Projesi kapanış programı gerçekleştirildi.
Edirne Türkçe Atölyesi 3 Kapanış Töreni Gerçekleştirildi.

Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Makedonya ve Kosova´dan 60 soydaş öğretmenimizin katıldığı Türkçe Atölyesi 3 projesi kapanış töreni Edirne Valimiz Sayın Günay ÖZDEMİR ve İl Millî Eğitim Müdürümüz Sayın Hüseyin Özcan’ın katılımıyla 15 Temmuz 2016 Cuma günü Merkez Halk Eğitim Merkezi ve ASO Müdürlüğü Mimar Kemaleddin Salonunda düzenlendi.

Saygı duruşunda bulunulması ve akabinde İstiklal Marşımızın okunması ile başlayan tören protokol konuşmaları ile devam etti.

İl Millî Eğitim Müdürümüz Sayın Hüseyin Özcan, yapmış olduğu konuşmasında: “1361’de 1. Murat tarafından Edirne’nin fethiyle başlayıp, Fatih Sultan Mehmet Han’ın iskân politikasıyla Türk yurdu haline gelen Kırım ve Balkanlar, en huzurlu, istikrarlı ve ekonomik refah seviyesi yüksek dönemlerini, siyasi rejim anlayışını hoşgörü, farklı din ve kültürlere saygı temeli üzerine kuran Osmanlı’nın yönetimi altındayken yaşamışlardır.

Osmanlıların bölge halkının inançlarına fazla karışmaması ve halklar arasında adil bir yönetim tarzını benimsemesi bölgeyi 90’lı yıllarda yaşanan zulümlerden tamamen farklı başka bir iklime sahip barış coğrafyası yapmıştır. İkinci Viyana Kuşatması ile birlikte Osmanlı’nın artık güç kaybetmeye başlaması ve 19. Yüzyıldan itibaren başlayan milliyetçilik akımlarının etkisiyle bu durum tersi yönde bir rota izlemiştir. Osmanlı Devleti’nin bölgeyi yönetim felsefesini oluşturan hoşgörü, kardeşlik, eşitlik gibi kavramlar İmparatorluğun gerileme dönemiyle birlikte ortadan kalkmış; Balkanlar etnik bir kazana dönüşmüştür.

Yaşanan savaşların ve trajedilerin kurbanı ise, genellikle Türkler ve Müslümanlar olmuştur. Türklere yönelik baskılar artmış, arazi ve mülkleri ellerinden alınmış Anadolu’ya göçe zorlanmışlardır. Ata yadigârı olarak gördükleri topraklarını bırakıp dönmeyenler ise yakın geçmişte ana dilini kullanma yasağı, isim değiştirme, gençlerin eğitim haklarının ellerinden alınması gibi baskılara maruz kalmışlardır. Osmanlının torunları olarak görülen Boşnaklara reva görülen ve tüm dünyanın seyirci kaldığı Srebrenitsa katliamı ise bunun en büyük kanıtıdır.

Özellikle son yıllarda Balkanlarda yaşanan sorunların gözardı edilmediği, Türkiye Cumhuriyeti Devleti´nin Balkan politikalarını eğitim, kültür, sanat askeri, iktisadi ve daha birçok alanda üst düzeye çıkardığı bir gerçektir. Türkiye olarak geçmişten gelen sorumluluklarımız bugünde artarak devam etmektedir. Artık bölgesel güç olma yolunda hızla ilerleyen Türkiye, soydaşlarının ve dindaşlarının yaşadığı bölgeye kayıtsız kalmamaktadır. Bunun en güzel örneği Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının desteklediği projelerdir.

Bu projeler sayesinde Dünyanın her yerinde yaşayan, gerçek vatan toprağının özlemi içinde olan, arkalarında güçlü Türkiye’nin varlığını hissetmek isteyen soydaşlarımız, kendilerini ifade edebilme, kültürel kimliklerini sağlıklı bir şekilde inşa etme, ana dillerini öğrenme ve öğretme becerilerini geliştirme fırsatı yakalamışlardır.

Bu yıl 3.sünü gerçekleştirme mutluluğunu yaşadığımız Türkçe Atölyesi 3 projesi bu yıl “Soydaşlarda Dil ve Tarih Bilincini Arttırma” adıyla yeni bir kimlik ve misyon kazanmıştır. Soydaş öğretmenlerimize dil öğretimiyle, mesleki becerilerinin geliştirilmesinin yanı sıra dünden bugüne Balkan Tarihi içerikli sohbetler de projemize dâhil edilmiştir. Tarih eğitimimizin amacı, Balkanlar’da yaşananların arkasındaki nedenleri, sonuçları, bugüne kadar uzanan etkilerini anlamak ve gelecek nesillere anlatmaktır. Bu yaşananların arka planını bilme amacımız kin ve nefret duygularına sahip olmak için değil gerçekleri bilmek, geçmişten ders almak ve aynı insanlık dramlarının bir daha yaşanmasına engel olmaktır.

Türkiye’nin Balkanlara açılan kapısı Edirnemizde 3 yıldır soydaşlarımıza yönelik yürütmekte olduğumuz projelerimizin ne denli önemli bir misyon taşıdığının farkındayız. Bu sorumluluk duygusuyla; soydaşlarımızda dil ve tarih bilinci oluşturmada önemli katkılarımız olduğunu düşünüyor, yeni projelerin hayata geçirilmesi konusunda büyük bir kararlılıkla çalışmaya devam edeceğimizi ifade etmek istiyorum.

Projenin bitiminde soydaşlarımızın farklı duygularla ülkelerine döneceklerini, gerek uluslararası alanlarda gerekse azınlık konumunda bulundukları ülkelerde bir Türk olarak “Biz de varız” diyecek güveni kendilerinde bulacaklarını biliyor, bunu gerçekleştirmek için her birinin içlerinde Bosna savaşı kahramanı Bilge Kral Aliya İzzet BEGOVİÇ ruhunu taşıdıklarına inanıyorum.

Sayın Valimizin himayelerinde, Balkan Türkleri Federasyonu koordinesinde ve Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığını desteği ile gerçekleştirilen bu çok anlamlı projenin hayata geçirilmesinde emeği geçen herkese canı gönülden teşekkürlerimi sunuyorum.

Bir Türk’ün gönlünde nehir varsa o Tuna; dağ varsa Balkandır.”  

Sadece insanlarına değil, dağlarına, ovalarına, nehirlerine de özlem duyduğumuz, türkü yaktığımız, adını hep Ah! ile andığımız, unutamadığımız bir memleketin adıdır Rumeli.

Her yerinde bir hatıra, bir sızı bulunan Evlâd-ı Fâtihân diyarı Balkanlar, Anadolu ve Trakya gibi tarihimizden derin izler taşıyan medeniyetimizin önemli bir parçasıdır.

Rumeli bizim sevdamızdır, 100 yıllık sılamızdır. Her daim yüreğimizin bir parçası oradadır. Rumelili kardeşlerimize uzun yıllar ödenmeyi bekleyen borcumuz vardır.

Bu nedenle projemizle önemli kazanımlar hedeflemekteyiz. Bilginin ve sevginin sınır tanımadığı günümüz dünyasında eğitim faaliyetlerinin öneminin farkındayız. Çünkü Eğitimin değeri her şeyin üzerindedir. Eğitim camiası olarak Balkanlarla yürüttüğümüz çalışmalarda tarihten gelen kültürel bağlarımızı güçlendirme arzusundayız.

Sizlerle birlikte olduğumuz kısa zaman diliminde  100 yıl önce vedalaşmak zorunda kaldığımız kardeşlerimizle tekrar kucaklaşmanın mutluluğunu yaşadık. Dilimizin, yüreğimizin, türkülerimizin değişmediğini, sınırların ve zamanın bizi ayıramadığını gördük. Ecdadımızın yaptığı taş köprüler gibi gönül köprülerimizin de güçlü olduğunu hissettik. Her biri Evlad-ı fatihan torunu olan kıymetli Soydaşlarımıza Edirne’de de bir yuvaları olduğunu hatırlatarak, selam ve sevgilerimizle beraber yolları açık olsun dileklerimi iletiyorum.

Bu arada Türklerin Balkanlar coğrafyasında geliştirdiği medeniyet ve yaşadığı hayat macerası, Türk edebiyatında önemli yer tutmaktadır. Bundan yola çıkarak sözlerime bir Serhat çocuğu olan, Yahya Kemal Beyatlı’dan bir şiirle son vermek istiyorum.

Balkan şehirlerinde geçerken çocukluğum;

Her lâhza bir alev gibi hasretti duyduğum.

Kalbimde vardı "Byron"u bedbaht eden melâl

Gezdim o yaşta dağları, hulyâm içinde lâl...

Aldım Rakofça kırlarının hür havâsını,

Duydum, akıncı cedlerimin ihtirâsını,

Her yaz, şimâle doğru asırlarca bir koşu...

Bağrımda bir akis gibi kalmış uğultulu...

Mağlûpken ordu, yaslı dururken bütün vatan,

Rü´yâma girdi her gece bir fâtihâne zan.

Hicretlerin bakıyyesi hicranlı duygular...

Mahzun hudutların ötesinden akan sular,

Gönlümde hep o zanla berâber çağıldadı,

Bildim nedir ufuktaki sonsuzluğun tadı!

Bir gün dedim ki "istemem artık ne yer ne yâr!"

Çıktım sürekli gurbete, gezdim diyar diyar;

Gittim son diyâra ki serhaddidir yerin,

Hâlâ dilimdedir tuzu engin denizlerin! dedi.

 

Edirne Valimiz Sayın Günay Özdemir, yapmış olduğu konuşmasında: “Bizim geçmişten gelen bir birliğimiz var. Bu birliğimizi dil ve tarih bilinci ile beraber, geçmişimizi öğrenerek, bu günümüzü de çok iyi değerlendirerek geleceğimizi iyi yönetebilir, iyi planlayabilirsek inanıyorum ki bulunduğunuz ülkelerde insani değerlere uygun bir anlayışı içeresinde, bir medeniyetin oluşmasında çok büyük katkılarınız olacak.

Onun için bizim amacımız, tarihten gelen bu birikimimizi geleceğe taşıyabilmek için, çocuklarımıza, gelecek nesillerimize, toplumumuza örnek bir yaşayış olarak, hayat tarzı olarak toplumda ne kadar uygulayabilirsek, bulunduğunuz ülkede çok daha önemli anlayış geliştireceğinize ve sizin de o bölgede diğer düşünceler tarafından da olumlu karşılanacağınızı düşünüyorum.

Onun için bizim bundan sonraki düşüncemiz, bu tür faaliyetleri eğitim alanının yanında, tarımsal, sanayi, sportif, kültürel ve ekonomik anlamda, kısacası her anlamda bölgesel çalışmalarımızı arttırmak; bunu için de özellikle Edirne’de bu tür etkinliklerin, fuarların düzenlenebileceği kalıcı bir merkezin olması konusunda gayretimiz olacak.

Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum, soydaş öğretmenlerimizden gittikleri yerlere özellikle Edirne’den bol selam ver gönül dolusu sevgilerimizi götürün diyorum.” dedi.

Protokol konuşmalarının ardından soydaş öğretmenlerimizden oluşan Rumeli Türküleri Korosunun hazırlamış oldukları mini konseri sahnelediler.    

Türkçe Atölyesi – 3 kapanış töreni, katılımcı soydaş öğretmenlerimize belgelerinin verilmesinin ardından sona erdi.

15-07-2016   15-07-2016   15-07-201615-07-2016   15-07-2016   15-07-201615-07-2016   15-07-2016   15-07-201615-07-2016

Çavuşbey Mah.Hükümet Aralığı No4 Vilayet yanı Edirne - 284 212 61 22

MEB © - Tüm Hakları Saklıdır. Gizlilik, Kullanım ve Telif Hakları bildiriminde belirtilen kurallar çerçevesinde hizmet sunulmaktadır.