EDİRNE İL MİLLÎ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ

İl Millî Eğitim Müdürlüğümüzce Düzenlenen “Türkiye’de Din Eğitimi ve Öğretimi” Konulu Konferansımızı Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet GÖRMEZ Konuşmalarıyla Onurlandırdı.

16 Nisan 2016 Cumartesi günü gerçekleşen konferansa Diyanet İşleri Başkanımız Prof. Dr. Sayın Mehmet GÖRMEZ ve Bakanlığımız Din Öğretimi Genel Müdürü Sayın Nazif YILMAZ katıldılar.
İl Millî Eğitim Müdürlüğümüzce Düzenlenen “Türkiye’de Din Eğitimi ve Öğretimi” Konulu Konferansımızı Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet GÖRMEZ Konuşmalarıyla Onurlandırdı.

İl Millî Eğitim Müdürlüğümüz tarafından; Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ illerinde görevli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenleri, Arapça öğretmenleri, İmam Hatip Lisesi Meslek dersi öğretmenleri, Din öğretiminden sorumlu şube müdürleri, İlçe Milli Eğitim Müdürleri, İmam Hatip Ortaokulu ve Lise müdür ve müdür yardımcılarına yönelik Türkiye’de Din Eğitimi ve Öğretimi” Konulu konferans düzenlendi.

16 Nisan 2016 Cumartesi günü gerçekleşen konferansa Diyanet İşleri Başkanımız Prof. Dr. Sayın Mehmet GÖRMEZ ve Bakanlığımız Din Öğretimi Genel Müdürü Sayın Nazif YILMAZ katıldılar.

İl Millî Eğitim Müdürümüz Sayın Hüseyin ÖZCAN yapmış olduğu açılış konuşmasında “Murat Hüdavendigar Han’ın yadigârı, Sultan Fatih’in emaneti, ülkeleri birleştiren, kıtaları buluşturan, nehirleri kucaklaştıran; şairler, pehlivanlar, sultanlar, camiler, köprüler, şehitler, kültürler şehrimize, serhaddimize hoş geldiniz.

Tarih Edirne’yi, Edirne de bizleri kuşatmıştır. Doğu ile batının, madde ile mananın bütünleştiği eşsiz bir şehirdeyiz. Edirne, bu medeniyette her yüreğe damla damla düşen bir sevdayı hatırlatır bizlere.

Sadece insanlarının değil, taşlarının dahi hayat bulduğu, mükemmel bir şekle büründüğü, tarihin ihtişamını günümüze taşıyan şaheserlerin gölgesinde, Kutlu doğum ikliminde sizlerle buluşmanın heyecanını yaşıyoruz. İnanıyorum ki bu heyecan, bizlere mutlu bir geleceğin kapılarını aralayacaktır.

Ne yazık ki, her gün çığ gibi büyüyen sanal kalabalıklar içinde daha da yalnızlaşan günümüz insanı, çaresizliğin girdabında belki de tarihinin en büyük umutsuzluğunu yaşamaktadır. Teknolojiyi kullanmada zirvedeki bireyler, toplumla iletişimde hep irtifa kaybetmektedir. Modern dünyanın en büyük açmazlarından biri de; insanların hayatı kolaylaşırken, toplumların her alanda tahribata uğramasıdır.

Ancak, eğitim, toplumun tüm ihtiyaçlarının çözüm merkezidir. Bu nedenle inançlarımızdan gelen ve evrensel beklentileri de karşılayan dini değerlerin eğitimini önemsiyoruz. Şüphesiz ki, doğru bilgiye dayanan dini eğitim, insanı hem amacına ulaştıracak, hem de dini değerlerin istismarını engelleyecektir. Medeniyetimizi ayakta tutan değerlerimizi herkesin ulaşabileceği eğitim standardına kavuşturmak önemli bir kazanımdır.

Bugün en çok ihtiyacımız olan şey, yüreğimizi parçalayan ayrılıkların çığlıklarını “Gelin birlik olalım.” çağrısıyla dindirmektir. Ne hazindir ki, gönüllerindeki sevgi kıvılcımını tutuşturamayanlar, geleceğimizi ateşe vermekten çekinmemektedir.  

Aile de, toplum da, kurumlar da, insanın olduğu her yer, ilgi ve sevgiyle hayat bulur. Bizler, bilgiyi güce dönüştüren değil, sevgiyle birleştiren bir medeniyetin temsilcileri olarak aziz milletimizin kadim birikimini geleceğe taşıma gayretindeyiz.

Bu programla Balkanlar ve Trakya’yı buluşturarak ideallerimizin gerçekleşmesi yönünde etkin bir adım daha atıyoruz. Kaderi ve kederi aynı olanların, umutlarının ve sevinçlerinin de ortak olmasını istiyoruz.

Hedefimiz, sınırları anlamsız hale getirmek, çağdaşlarına örnek ve önder olan, akademik alanda yetkin, özgüveni yüksek, değerlerle donanmış nesillerle geleceği inşa etmektir.

Eğitim camiası olarak tüm çalışmalarımızı bu farkındalık çerçevesinde yürütmekteyiz. Valiliğimizin himayelerinde, Milli Eğitim Müdürlüğümüzün koordinesinde ve İl Müftülüğümüzle iş birliği çerçevesinde Edirne’de ve Balkanlarda kültürel ve sosyal gelişimleri gerçekleştirecek çok önemli projelere öncülük etmekteyiz.

Bu projelerde, etkili bir bilgi ve iletişimle, Balkanlarla köprülerimiz güçlenmiş, çocuklarımızın dini ve kültürel değerlerimizle buluşması sağlanmış, ayrıca biriken ön yargıların ve yanlış bilgilerin ortadan kaldırılması yönünde ideal bir eğitim gerçekleştirilerek başarıya ulaşılmıştır.

Bu vesileyle, önemli kazanımlar elde edeceğimiz bugünü bizler için anlamlandıran ve unutulmaz kılan Sayın Diyanet İşleri Başkanımıza, Sayın Genel Müdürümüze, siz değerli katılımcılara teşekkürlerimi arz ediyor, saygılar sunuyorum” dedi.

Tekirdağ İl Millî Eğitim Müdürü Sayın Halis İŞLER,  “Öğrencilerimizin elinden tutalım. Onlarla bire bir ilgilenelim. Biz öğrenciyi, bize verilen emanet anlayışla görmeliyiz, emanete hıyanet edersek başımıza gelecekleri biliyorsunuz. Bir öğrencinin hayatına girelim sadakayı cariyemiz olmasını sağlayalım. Bunu bir kişiyle bırakmayalım fazlalaştıralım. Bu tür toplantıların devamını diliyorum. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.

Bulgaristan Eğitim Müşaviri Sayın Şenol GENÇ, “Size Balkanlardan Bulgaristan’dan selamlar getirdim. Türkiye’de öğretmenlik yapmak çok kolay. Millî Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Hizmetleri ve Diyanet İşleri Başkanlığımız çok güzel çalışmalar yapıyorlar. Bayrağımızın kıymetini bilelim bu bayrağın altında hizmet etmek çok güzel. Bulgaristan’da 3 adet İmam Hatip okulu bulunmaktadır. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenlerimiz Bulgaristan’daki okullarla da ilgilenelim onlarla kardeş olalım. Diyanet İşleri Başkanlığımız Diyanet Vakfı vasıtasıyla Bulgaristan’da ki 2 okulumuzu yenilemişler. Kendilerine teşekkür ediyoruz. 

Millî Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürü Sayın Nazif YILMAZ, “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinin 1 saatten 2 saate çıkmasını istiyorsunuz. İnşallah olur. Ama 1 saat çok kıymetli bir zaman. Öğrenci din konusunda doğru bilgiyi sizden öğrenebilir. Fedakar olmalıyız. Sadece ders saatlerinde değil teneffüslerde de öğrencilerimize zaman ayırmalıyız. Benden önce de genel müdür vardı. Benden sonra da genel müdür olacak. Sizden öncede okul müdürü vardı sizden sonrada olacak. Biz nöbetçi olacağız. İşgalci olmayacağız. Nöbetçi eli tetikte gözü ufukta vazifesini yapar. Milli, manevi, ahlaki değerleri öğrencilere anlatır. İşgalci ise, bulunduğu vazifeyi yapmaz, başkalarına yaptırmaz, bir başkası gelsin yapsın istemez. Öğrencilerinizle bire bir ilgilenin. Bu toplantıyı düzenleyen herkese teşekkür ederim” dedi.

Eğitimci-Yazar Sayın Şaban KARAKÖSE, “Anlatmadan önce anlamak, konuşmadan önce dinlemek öğrenciyi tanımamızı sağlar. Bir stratejiniz olsun. Öğrenciye göre, ilçeye göre mahalleye göre stratejiniz olsun. Öğrencinin dünyasını tanımadıkça onu eğitemeyiz. Öğrencilere sadece din konusunda bilgiler vermeyelim. Başka konularda da kendimizi geliştirelim. O konular ilgili de bilgiler verelim” dedi.

Türkiye İlahiyat Tedrisatına Yardım Eden Dernekler Federasyonu Başkanı Sayın Mustafa YELEK, “Çocuklarla ilgili derdimiz olmalı. Kaygımız olmalı. Onların geleceğini hazırlarken dertlenmeliyiz, kaygılanmalıyız. Sabırlı olmalıyız. Kendini hizmete adamış insan fedakar olmalı. 40 yıl kendini mabede girer gibi sınıfa giren Nurettin Topçu gibi olmalıyız. Sorumluluk sahibi olmalıyız. Projeniz olmalı. Projeniz olursa bu millet sizi finanse eder. Okul dışında da öğrencilerle ilgilenin” dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Sayın Mehmet GÖRMEZ, konferansa katılan yönetici ve öğretmenlere hitaben konuşma yaptı.Sayın GÖRMEZ, sözlerine içinde bulunduğumuz Kutlu Doğum Haftasını tebrik ederek başladı.

Kutlu Doğum Haftasının Hz. Peygamberi anmaktan anlamaya şiarıyla düzenlenen ilmi ve fikri bir hafta olduğunu ifade eden Başkan Görmez, “Kutlu Doğum Haftası bu çağın çocuklarına anlatacağımız ilmi ve fikri haftadır. Bu haftayı doğru anlamaya vesile kabul etmeliyiz. 14 asır önce nasıl ki geldi ve bölünmüş yürekleri birleştirdi. Müminlerde ufuk sıçraması meydana getirerek tevhide erdirdi. Yeniden Müslümanların birleşmesine vesile olmasını niyaz ediyorum” dedi.

Bu sene Kutlu Doğum Haftası için ‘Hz. Peygamber, Tevhid ve Vahdet’ başlığı altında bütün insanlığa, insanlığı diriltmek için, insanlığı yaşatmak için, insanlığı yüceltmek için gelin birlik olalım çağrısında bulunduklarını hatırlatan Başkan Görmez, ‘Tevhid’ konusunun içinden geçtiğimiz süreçte üzerinde en çok durulması gereken önemli konulardan bir tanesi olduğunu vurguladı.

İslam dünyasını kuşatan en büyük sorunlardan bir tanesinin tevhid anlayışından sapma olduğunu kaydeden Başkan Görmez, konferansında şu hususların altını çizdi;

“Bugün İslam coğrafyasında bizi kuşatan en büyük sorunlardan bir tanesi, tevhid anlayışından sapmadır…”

‘Tevhid’ konusu, içinden geçtiğimiz süreçlerde üzerinde en çok durmamız gereken önemli konulardan bir tanesidir. Bugün İslam coğrafyasında bizi kuşatan en büyük sorunlardan bir tanesi, bizatihi tevhid anlayışından sapmadır. Tevhid, başlı başına bir ilkedir. Tevhid, bize İslam’ın varlık anlayışını öğreten bir ilkedir. Tevhid bizim medeniyetimizi kuran ilkedir. Tevhid bizim tarihe, insana, bilgiye bakışımızı, alem tasavvurumuzu belirleyen ilkedir. Tevhid, bütün zamanı ve mekanı kuşatan, bize medeniyeti öğreten, insanın vahiyle, kainatla, tabiatla, mekanla ilişkisini kuran bir ilkedir. Çağımızda ortaya çıkan bir takım nevzuhur dini akımların tevhid anlayışı, bizleri bu tarihten, kültürden, medeniyetten, insandan koparan ve sadece soyut bir inanca dönüştüren, bu inanç üzerinden de başkasını tekfir eden bir ideolojiye dönüşme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Çocuklarımıza bunu çok iyi öğretmemiz gerekiyor. Tevhidin aynı zamanda bizim medeniyetimizi kuran en büyük ilke olduğunu öğretmemiz gerekiyor.

“İnsanlığın yaşadığı en büyük sorun, insanlığın değersizleşmesidir…”

İnsanlığın yaşadığı en büyük sorun, insanlığın değersizleşmesidir. İnsanlar kendi eliyle insana değer kazandıracak olan dini de, yanlış yöntem ve bilgilerle değersizleştiriyor. Bütün insanlığın bir arayış içinde olduğunu hepimiz biliyoruz. Değersizleşme girdabından çıkmak için muhtaç oldukları rahmetin, kudretin İslam’da olduğunu biliyoruz. Ama İslam’ın içinden geçtiği bu süreçlerde Müslümanlar çok büyük bir tehlikeyle karşı karşıya. Bu tehlikeden Müslümanları koruyacak maarif ordusunun ülkemizde var olduğunu düşünüyorum. Hep birlikte öğretmeniyle, imamıyla, müftüsüyle, imam hatip liseleriyle, ilahiyat fakülteleriyle, din öğretimiyle omuzlarımıza büyük görevler düştüğünü bilmeliyiz. Sadece öğrenci yetiştirmekle yetinmeyip, insanlığın içinden geçtiği süreci dikkate alarak yeni çalışmalar yapmalıyız. Bütün insanlığın yaşadığı sıkıntıları nasıl bertaraf edebiliriz, kafa kafaya verip bunu düşünmeliyiz. İnsanlığın buna ihtiyacı var.

“Merhametsizlik, kin, nefret, öfke, şiddet, cehalet, tefrika, mezhepçilik, ırkçılık insanlığın yüreğinde açılmış kara deliklerdir…”

İnsanlığın yüreğinde açılmış kara delikler var. Kuran’ın ifadesiyle, küfür, şirk, nifak, merhametsizlik, kin, nefret, öfke, şiddet, cehalet, tefrika, mezhepçilik, ırkçılık insanlığın yüreğinde açılmış kara deliklerdir. Bütün bunları dikkate alarak çalışmalarımıza yeni bir şekil vermek zorundayız. Mevcut programımız imam hatiplerde okuyan çocukların daha iyi bir insan olması için yeterli olabilir ama biz çabamızı İslam’ın, Müslümanların ve insanlığın içinden geçtiği süreçleri dikkate alarak yenilemeliyiz. Bilgi bakımından sürekli kendimizi yenileyerek üzerimize düşen vazifeleri yerine getirmeliyiz.

“İslam dünyasında yaşanan kötülüklerin üstesinden, ilimle, hikmetle ve marifetle geleceğiz…”

İslam dünyasından yaşanan en büyük sorun eğitimden kaynaklanıyor. Kuran´ın hangi ayeti, Hz. Peygamberin hangi hadisi İslam dünyasında eğitimsizlikten dolayı yaşanan o olayları emrediyor. Bütün insanlığa savaşın ahlakı ve hukukunu öğreten Peygamber´in ümmeti nasıl bu hale geldi? Bu düşünceler İslam dünyasına nasıl bulaştı? Elbette harici nedenlerini biliyoruz. Ama bizden kaynaklanan sebepleri nereye koyacağız? Bugün Paris´in, Londra´nın, Brüksel´in varoşlarında yaşayan Müslüman gençler, İslam ile yeni tanışmış o mühtedi gençler tam da bunları bildikleri halde hangi sebeplerden dolayı kendi ailelerini terk ederek başka dünyalarda gidip bu yanlış işleri yapmasına yol açıyor. Bunun üstesinden ancak ilimle, hikmetle, marifetle gelebiliriz. Öyle de olacak.

“İmam-Hatip liseleri ve İlahiyat fakültelerinin bu ülkedeki varlığının önemi, günümüzde çok daha iyi anlaşılıyor…”

Bütün Müslümanları bu kötülükler kuşatmışken bizim ülkemizde bunların olmamasının sebebi İmam-Hatip liseleri, İlahiyat Fakülteleridir. İmam-Hatip liselerinin ve İlahiyat fakültelerinin varlığı çok önemlidir. Çünkü İmam-Hatip liselerinin müfredatı kainatın ayetleriyle kitabın ayetlerini birlikte veriyor. İmam-Hatip liseleri eksikliklerine ve aksaklıklarına rağmen hakikati öğretiyor. Baki hakikatlerin fani şahsiyetlerin üzerine bina edilemeyeceğini öğretiyor. Bir çocuğun sabah derse Kuran´la başlayıp sonra kendisini kimya laboratuvarında bulmasının, matematikten sonra akaidle tanışmasının ne büyük hikmet olduğunu şimdi daha iyi görebiliyoruz. Şimdi bunu çok daha ileri aşamalara taşımalıyız. Bu çocuklarımıza ilim, hikmet ve marifet vermeliyiz ki, Türkiye´yi taşmalı İslam dünyasının sıkıntılarının aşılması konusunda bize yol göstermeliler.

“İslam medeniyetlerinin bir bir yok olduğu dünyada bize büyük görevler düşüyor…”

Tarihte nice medeniyetler kurduk ve hepsini kaybettik. Endülüs’te, sekiz asır Batı’yı aydınlatan medeniyetimiz vardı. Ancak sekiz asır sonra Endülüs Medeniyetini kaybettik. Eser bile kalmadı. Maveraünnehir diye bir medeniyetimiz vardı. İslam ilminin öncülerinin yetiştiği muhteşem Maveraunnehir medeniyeti yok oldu. İslam’ın fakihleri, filozofları, muhaddisleri, müfessirleri oradan yetişti. Afrika´da aynı şekilde muhteşem medeniyetler kurduk. Sonra sömürgelere terk edilen Afrika’da o medeniyetleri kaybettik. Şimdi Şam´ı Şerif’teki İslam medeniyetini, Bağdat´taki medeniyeti, Sana’daki hikmeti kaybediyoruz. Böyle bir dünyada bize çok büyük görevler düşüyor.

“Bugün, bu topraklarda yaşayan ve tarih boyunca İslam’a sadakatinden şüphe olmayan bir halkın İslam medeniyetinden koparılması söz konusu…”

Cizre´de cuma namazını kıldığımız Ulu Cami, Hz. Peygamberin vefatından yedi sene sonra içinde Cuma kılınan bir camidir. Silvan’da Selahattin Eyyübi Cami, Hz. Peygamberin vefatından sekiz sene sonra içinde Cuma kılınan bir camidir. Bütün dünyada İslam ve Müslümanlarla ilgili olup bitenlerin bir parçası olarak bu topraklarda yaşayan ve tarih boyunca İslam’a sadakatinden şüphe olmayan bir halkın, İslam medeniyetinden koparılması söz konusu. O yüzden hepimize çok büyük görevler düşüyor. Önce kendi ülkemizin bütünlüğünü korumak ve muhafaza etmek. Sonra çocuklarımızı ilimle, hikmetle mücehhez kılmak. Onları yanlış akımlardan korumanın yolu, onları ilimle mücehhez kılmaktır. Bunun için hepimizin gayret göstermesi gerekiyor.

 “Üzerinde durmamız gereken üç soru var…”

Bugün üç soru üzerinde durmamız gerekiyor. İslam neden selam üretmemeye başladı? İman neden eman üretmemeye başladı? Tevhid neden vahdet üretmemeye başladı? Elbette İslam dünyasının fay hatlarıyla oynanması tahlillerini yaparız ama bu tahlillerden sonra neden İslam dünyası bu yanlışlıklara düşüyor? Biz bunu nasıl engelleriz? Kendi çocuklarımızı nasıl koruruz? Bunun çabası içinde olmamız gerekiyor” dedi.

Konferans, İl Millî Eğitim Müdürümüz Sayın Hüseyin ÖZCAN tarafından Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Sayın Mehmet GÖRMEZ, Bakanlığımız Din Öğretimi Genel Müdürü Sayın Nazif YILMAZ ile Bulgaristan Eğitim Müşaviri Sayın Şenol GENÇ’e günün anısına hediye takdim edilmesinin ardından sona erdi.

16-04-2016   16-04-201616-04-2016   16-04-201616-04-2016   16-04-201616-04-2016   16-04-201616-04-2016   16-04-201616-04-2016   16-04-201616-04-2016   16-04-201616-04-2016  16-04-201616-04-2016   16-04-201616-04-2016   16-04-201616-04-2016   16-04-201616-04-2016   16-04-201616-04-2016   16-04-2016

Çavuşbey Mah.Hükümet Aralığı No4 Vilayet yanı Edirne - 284 212 61 22

MEB © - Tüm Hakları Saklıdır. Gizlilik, Kullanım ve Telif Hakları bildiriminde belirtilen kurallar çerçevesinde hizmet sunulmaktadır.