EDİRNE İL MİLLÎ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ

İl Millî Eğitim Müdürü Sayın Hüseyin ÖZCAN´ın 26 Mart Balkan Şehitlerini Anma Günü Mesajı

      Tarih, zorlu mücadelelerden başarıyla çıkanların öncülüğünde yazılır. Bu topraklar, aziz milletimizin medeniyet yürüyüşünün acı ve şanlı hatıralarının en güçlü tanığıdır.
İl Millî Eğitim Müdürü Sayın Hüseyin ÖZCAN´ın 26 Mart Balkan Şehitlerini Anma Günü Mesajı

Şehirler vardır, mekanlar vardır, sadece tarihi değil, bir milletin zirvesini yaşarlar, yaşatırlar asırlar boyu. Ve bir milletin şahsiyetinde o milletin en büyük fedakarlıkları da sembolleştirilir. Edirne böyle bir şehirdir ve Edirne şehitleri de o milletin asırlarca süzülen o büyük kültürünün temsilcileridir. Edirne başşehirdir, başşehirler kolay teslim olmazlar. Başşehirler baş verirler, ama baş eğmezler ve o başşehrin çocukları o Dersaadet’in çocukları bugün asırlarca süren onurlu, izzetli varoluşlarının sonrasında bu topraklarda, büyük bir direnişi de şahsiyetlerinde yaşadılar. 

       5 ay 5 gün süren muhasara, bir savaş değildi. Bu, bir milletin varoluşuyla ilgili ve tarihte hiçbir zaman yok edilemeyeceğiyle ilgili bir gizli iradenin, bir büyük iradenin Edirne’nin şahsında sembolleşmesiydi. 

       Edirne’de savunulan sadece geçmiş değil gelecekti. Ve eğer Edirne’de bu savunmayı Şükrü Paşa, o aziz şehitlerimizle birlikte yapmamış olsalardı, belki biz bugün sadece bu topraklarda değil, Anadolu’da da tutunamaz olacaktık. Onun için aziz şehitlerimizin huzurunda ne kadar tazimle eğilsek azdır. Onlar 5 ay 5 gün her türlü baskıya, her türlü açlığa, ıstıraba, çileye boyun eğmeyerek, direnerek var olma mücadelesi verdi. Edirnemiz büyük acılara şahit oldu. Biz Şükrü Paşa’nın mektuplarında ve o şehitlerin belki de hiç yazamadıkları mektuplarda, yüreklerinde hissettikleri sızılarda bu acıları duyduk. Ve bu acılarla birlikte yeşeren bir büyük umudu, bir büyük direnci de duyduk. Ama sadece biz duymadık, sadece Ömer Seyfettin anlatmadı Edirne muhasarasını, sadece Şükrü Paşa o kahramanca mektupları yazmadı. Dünyanın öbür köşesinden, başka köşelerinden insanlar Edirne muhasarasıyla birlikte insanlığın onurunu keşfettiler. Bir büyük şair Muhammed İkbal, Hazreti Mevlana’nın manevi öğrencisi, Hint diyarından en güzel dizeleriyle, en vurgulu cümleleriyle Edirne’ye seslendi. O muhasara şartları altında ordunun ihtiyacı için gayri Müslim halktan da alınmasına karar verilen erzakın alınması üzerine, dönemin Müftüsünün tepki göstermesi ve erzakın geri dağıtılması, bir insanlık dersidir, bir insan hakları dersidir.

         İşte bu haber Hint diyarına ulaştığında İkbal bunu dizelere döker ;“Avrupa’da Hak ile batıl arasında savaş başlayınca, Hak kılıcına sarılmaya mecbur oldu. Haç tozu hilal çevresinde hale kurdu, Şükrü Paşa Edirne kalesinde mahsur kaldı. Müslüman askerinin bütün zahiresi tükendi. Umudun gizli çehresi artık gözden ıraklaştı. Nihayet Türk ordusu kumandanın emriyle şehirde örfi idare kurdu. Her şey muhtaç ordunun ambarlarına taşındı. Şahin, kuş yeminin dilencisi oldu. Lakin şehrin imamı bunu öğrenir öğrenmez, hiddetinden Tur Dağındaki yıldırım gibi parladı, zımnınin malı Müslüman’a haramdır. Bu fetva tüm şehirde açık ve gür anında yayıldı. Yahudi ve Hristiyanların malları dokunulmadan kaldı. Allah’ın emrinin Müslümanları kuşatmış olduğu anlaşıldı.” der. 

         Bir milletin yaşadığı büyük felaketler, asırlar sonra gelen nesillerin yüreğinde yankı bulduğunda anlam kazanır. Medeniyetler, geleceğe değer bilenlerin omuzlarında taşınır.

        Tarih, zorlu mücadelelerden başarıyla çıkanların öncülüğünde yazılır. Bu topraklar, aziz milletimizin medeniyet yürüyüşünün acı ve şanlı hatıralarının en güçlü tanığıdır.

        Balkanlar, her karış toprağına istiklalin ruhu kazınmış, üzerinde milletimizin her bir ferdinin yüreğinin ve umutların yaşadığı ecdat yadigârı bir vatan parçasıdır. 

         Bugün;  102 yıl önce “ne can, ne canan, önce vatan” diyerek şehitlik mertebesine erenlerin destanıdır. 

         Bu necip millet, imkânsızlıklar içinde kahramanca mücadele veren ecdadımızın fedakârlığını asla unutmayacaktır. 

         Zamanın ruhunu taşıyan Edirne, yaşadığı işgallerin derin izlerini silse de vefa duygusunu hiçbir zaman yitirmeyecektir.

         Eğitim camiası olarak üstlendiğimiz sorumluluğun bilincindeyiz. Amacımız, bağımsızlığın idrakinde bir gençliğin yetişmesine öncülük etmektir.

         Bu vesileyle,sadece bir şehri değil, bir milletin izzetini ve insanlığın onurunu savunarak canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyorum.

Çavuşbey Mah.Hükümet Aralığı No4 Vilayet yanı Edirne - 284 212 61 22

MEB © - Tüm Hakları Saklıdır. Gizlilik, Kullanım ve Telif Hakları bildiriminde belirtilen kurallar çerçevesinde hizmet sunulmaktadır.