EDİRNE İL MİLLÎ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ

Necip Fazıl KISAKÜREK’in Doğumunun 112. Yılı Anısına Panel Düzenlendi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Eski Bakanı, Sakarya Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sayın Sami GÜÇLÜ’nün katılımıyla, Müdürlüğümüzce, Necip Fazıl KISAKÜREK’in doğumunun 112. yılı anısına, Necip Fazıl Kısakürek Okuma grubunda bulunan öğrenciler tarafından 02 Haziran 2016 Perşembe günü üç ayrı panel gerçekleştirildi.
Necip Fazıl KISAKÜREK’in Doğumunun 112. Yılı Anısına Panel Düzenlendi.

İlk panel 10.30’da Devecihan Kültür Merkezi’nde, ikinci ve üçüncü paneller saat 14:30’da Devecihan Kültür Merkezi ile Edirne Lisesi Konferans Salonu’nda düzenlendi.

Düzenlenen panele, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Eski Bakanı Prof. Dr. Sayın Sami GÜÇLÜ, İpsala Kaymakamı Eyyub ÖZDEMİR, İl Millî Eğitim Müdürümüz Sayın Hüseyin ÖZCAN, İl Sağlık Müdürü Dr. Sayın A. Muhsin KİŞİOĞLU, İl Kültür ve Turizm Müdürü Sayın İrfan ÖZCAN, Maarif Müfettişleri Başkanı Sayın Ayhan KARAN, öğretmen ve öğrenciler katıldı.

İl Millî Eğitim Müdürümüz Sayın Hüseyin ÖZCAN, yapmış olduğu konuşmasında, “Büyük Türkiye ideali için mücadele veren büyük mütefekkir Necip Fazıl Kısakürek’i değerli gençlerimizden dinleyecek olmanın mutluluğu içerisindeyim.

Bizler, her yönüyle çağımızı en iyi şekilde okuyan, asırlar sonra da medeniyetimizi ayakta tutacak, dünyaya yön verecek, İbni Sina, Farabi, Mevlana, Yunus Emre, Fatih Sultan Mehmet ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi bilim, gönül ve devlet adamlarının tekrar yetişmesinin alt yapısını hazırlamaya çalışıyoruz.

Necip Fazıl, tarihimizde birçok yokluğun yaşandığı bir süreçte yaşamıştır. Yaşadığı dönemin vahim tablosunu Üstad, şöyle anlatmıştır:

“Su, elektrik, telefon, gaz, ilaç yok… İman, ahlak, insaf, idrak; lügatlerde bile yok. Mektep, kitap, disiplin; bilen, yazan, aldıran yok! Umumi manzara: Her sahada mecnun kemmiyet, mazlum keyfiyet, mahkûm fazilet, mezun hıyanet, meş’um akıbet. Heceleyen yok! Ama bir şey var: Büyük Türkiye hayali…”  

Herkesin yabancılaştığı böyle bir atmosferde köksüz, mankurtlaştırılmış bir neslin içinde yaşamış, ancak böylesine çetin şartlar içerisinde dahi yerli olmayı başarabilmiş bir aksiyon adamıdır Necip Fazıl. Bohem bir hayat sürdüğü günlerde yazdığı şiirlerle baş tacı edilen, fikrin çilesini çekip fikriyatında bir ihtilal gerçekleştirdikten sonra ise hor görülen, ders kitaplarından şiiri çıkarılan, defalarca hüküm giyen ama asla eğilmeyen bir onur abidesidir Necip Fazıl. Fikrin ruhuna, namusuna sahiptir. Menfaat için asla eğilmemiş, hiçbir zaman “düşünce fırıldağı” olmamış; davasının dizleri üzerine kalkması, doğrulması ve şahlanması için şiiriyle, hikâyeleriyle, tiyatrolarıyla, konferanslarıyla mücadele vermiştir. Nitekim yine fikirlerinden dolayı hüküm yattığı koğuşundan oğlu Mehmed metaforuyla gençliğe şöyle seslenir:

“Sen bir devsin, yükü ağırdır devin

Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin!”

Bütün yokların arasında pes etmeyen, bahanelere sığınmayan ve davası uğruna mücadele veren Üstad; gençlerimiz için bir ekoldür. Gençlerimiz; ruh ve dava adamı olarak vatanımızı nasıl savunacağımızı “Tohum”da, ruhun maddeden üstünlüğünü “Künye”de, insan idrakinin ufuk noktasındaki hakikatini “Bir Adam Yaratmak”ta, ideal neslin özlemini ise “Mukaddes Emanet”te okuyacaklardır.  

Fikir çilesine,

“Atomlarda cümbüş, donanma, şenlik,

Ve çevre çevre nur, çevre çevre nur,

İç içe mimari, iç içe benlik

Bildim seni ey Rab, bilinmez meşhur” dizelerinde;

mücadele azmine,

“Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz,

Sen kıvrıl, ben gideyim; Son Peygamber, Kılavuz!” dizelerinde;

umuda, öz güvene,

“Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!

Gün doğmuş, gün batmış; ebed bizimdir!

dizelerinde şahit olacaklardır.  

Fikir açlığı içerisindeki gençlerimiz, onun eserleriyle dimağlarını açacak, onun eserleriyle canlanacak ve onun eserleriyle neşvünema bulacaktır.

Siz Değerli Gençler,

Sizler, Üstad Necip Fazıl’ın şu satırlarda aradığı gençlersiniz:

“Ben bir genç arıyorum, gençlikte köprübaşı

Tırnağı, en yırtıcı hayvanın pençesinden

Daha keskin eliyle başını ensesinden

Ayırıp o genç adam, uzansa yatağına,

Yerleştirse başını iki diz kapağına

Soruverse: Ben neyim ve bu hâl neyin nesi?

Yetiş, yetiş, hey sonsuz varlık muhasebesi!”

Sizler; okuyarak, düşünerek, fikir çilesi çekerek, azmederek Büyük Türkiye ideali için çalışacak ve ülkemizi çok daha yukarılara taşıyacaksınız.

Onun aziz hatırasını yaşatan siz değerli gençlerimize ve size yol gösteren öğretmenlerinize teşekkür ediyor, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’i rahmet ve minnetle anıyorum” dedi.  

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Eski Bakanı, Sakarya Üniversitesi Öğretim Üyesi Sami GÜÇLÜ ise,  Necip Fazıl okuma gruplarının geldiği noktayı ve Edirne’de okuma gruplarının nasıl oluştuğu konusunda bilgiler aktardı.

Daha sonra İl Millî Eğitim Müdürümüz Sayın Hüseyin ÖZCAN, Edirne Lisesi’nde gerçekleştirilen Necip Fazıl Kısakürek paneline katıldı.

Sayın İl Milli Eğitim Müdürümüz, burada yaptığı konuşmada, “Her medeniyet, yazı üzerine kurulmuş ve yazıya önem verenlerin omuzları üstünde yükselmiştir. Yazmak, kalıcı olanı tercih etmektir. Tarihe iz bırakmak, geçmişi geleceğe taşımaktır.  Toplumu iyiye, güzele yönlendirmek, öncülük etmek, lider yetiştirmektir.

Tarih; medeniyetine sahip çıkanlara, onu güçlü kılma çabasında olanlara mutlaka şahitlik etmektedir. Asırlardır ulu çınarların izinde yürüyen bu necip millet, kendisini bu günlere getiren yaşam pınarlarını hiç unutmamıştır ve unutmayacaktır.

Bugün kendisini onurla yâd edeceğimiz, Üstad Necip Fazıl KISAKÜREK, Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının ve düşünce hayatının çok yönlü, çok özel, yaşamı ve eserleriyle derin izler bırakan unutulmaz bir simasıdır. Onu en iyi “bizi 4 kıta, 7 iklim hakim kılan ruhun mimarı” ifadeleri tanımlayabilir. Çünkü o kendi tarifiyle bir adam, hem de adam gibi bir adamdı.

Hiç sarsılmayan bir çizgisi, değişmeyen bir istikameti vardı, uğruna hayatını vakfettiği bir davası, o dava uğruna canından, serinden, hürriyetinden geçtiği ulvi bir gayesi vardı. Üstad, aydınlarımızın doğuyu unuttuğu, batıda kaybolduğu bir dönemde özgün kimliğiyle var olan içimizden biridir.

En zor zamanlarda, Anadolu´nun saf çocuğu Sakarya´ya, yani Anadolu´ya, Trakya´ya, Türkiye´ye hatta tüm Doğu´ya ´yüzüstü çok süründün ağaya kalk´ diye haykırabiliyordu. Yaşamı süresince, bedeli ne olursa olsun, inandığı tüm değerleri şiir ve yazı yoluyla savunmaktan çekinmemiştir. Necip Fazıl´ın bize bıraktığı en büyük eser, hiç unutamayacağımız işte bu özgüvendir.

Kısakürek´in etkisi sadece edebiyatımızla sınırlı kalmamıştır. O, enerjisi hiç tükenmeyen, temposu hiç düşmeyen, bugün bile ülkemizin geleceğini aydınlatan ve düşünce iklimimize rehberlik eden önder bir şahsiyettir.

Türkiye´nin en önde gelen fikir ve aksiyon adamlarından, yaşadığı döneme damgasını vurmuş bir kanaat önderi olan şairlerin sultanı Üstad Necip Fazıl Kısakürek’i vefatının 33. yıl dönümünde rahmetle anarken onun hayatının dönüm noktasını kendi anlatımından paylaşmadan geçemeyeceğim: “Şairliğim on iki yaşımda başladı. Bahanesi tuhaftır. Annem hastahanedeydi. Ziyaretine gitmiştim. Beyaz yatak örtüsünde, siyah kaplı, küçük ve eski bir defter... Bitişikte yatan veremli genç kızın şiirleri varmış defterde... Haberi veren annem, bir an gözlerimin içini tarayıp; ´Senin şair olmanı ne kadar isterdim!´ dedi.

Annemin dileği bana, içimde beseleyip de on iki yaşına kadar farkında olmadığım bir şey gibi göründü. Varlık hikmetimin ta kendisi... Gözlerim, hastahane penceresinin penceresinde, savrulan kar ve uluyan rüzgâra karşı, içimden kararımı verdim: ´Şair olacağım! Ve oldum.´”

Bir annenin oğlunun yüreğine dokunuşu, aslında bir milletin ruhuna dokunuşuyla eş değer oluşunu yeniden canlandırmak arzusundayız.

Bizler, uyguladığımız projelerle, her yönüyle çağımızı en iyi şekilde okuyan, asırlar sonra da medeniyetimizi ayakta tutacak, dünyaya yön verecek, İbni Sina, Farabi, Mevlana, Yunus Emre, Fatih Sultan Mehmet ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi bilim, gönül ve devlet adamlarının tekrar yetişmesinin alt yapısını hazırlıyoruz.

Eğitim camiası olarak derdimiz, insanlığa rehber olmuş eserler veren medeniyetimizin kilit taşı isimlerine, değerlerin anlamını yitirdiği günümüz dünyasında, hak ettiği yeri tekrar kazandırmak ve medeniyetimizi yeni ufuklara yükseltecek şahsiyetlerin yeniden yetişmesine öncülük etmektir. Bu programlarla ilimizde bu alanda önemli kazanımlar elde ettiğimize inanıyorum.

Bu anlamlı günü bizler için unutulmaz hale getiren,  Prof. Dr. Sayın Sami GÜÇLÜ hocamıza ve siz değerli katılımcılarımıza, programda emeği geçen herkese teşekkürlerimi arz ediyorum” dedi.

Edirne, Kocaeli, Aksaray, Sakarya, Bolu’da öğrenim gören lise ve üniversite öğrencilerinden oluşan Necip Fazıl Kısakürek Okuma Grupları panellerde, “Necip Fazıl’ın Çocukluğu, Necip Fazıl’ın Siyasetle Olan İlişkisi, Necip Fazıl’ın Yayıncılığı, Necip Fazıl’ın Şiir Dünyası, Necip Fazıl’ın Kişiliği, Necip Fazıl ve Gençlik, Necip Fazıl’ın Davaları, Savunmaları, Necip Fazıl’ın Dönüm Noktaları, konularını ele aldılar.

Panellerin ardından öğrencilere teşekkür belgeleri takdim edildi.

Etkinlik, İl Millî Eğitim Müdürlüğü Tunca Toplantı Salonu’nda, Prof. Dr. Sayın Sami GÜÇLÜ’nün, Mehmet Akif Ersoy ve Necip Fazıl Kısakürek Okuma Gruplarında yer alan öğrencilerle gerçekleştirdiği değerlendirme toplantısıyla sona erdi.

Ayrıca, Necip Fazıl KISAKÜREK’in doğumunun 112. yılı etkinlikleri kapsamında, 31 Mayıs 2016 Salı günü İl Millî Eğitim Müdürlüğü Fuaye Salonunda Necip Fazıl Kısakürek’in fotoğraflarının yer aldığı serginin açılışı gerçekleştirildi.

02-06-2016   02-06-2016   02-06-201602-06-2016   02-06-2016   02-06-201602-06-2016   02-06-2016   02-06-201602-06-2016   02-06-2016   02-06-201602-06-2016   02-06-2016   02-06-201602-06-2016   02-06-2016   02-06-201602-06-2016   02-06-2016   02-06-201602-06-2016

Çavuşbey Mah.Hükümet Aralığı No4 Vilayet yanı Edirne - 284 212 61 22

MEB © - Tüm Hakları Saklıdır. Gizlilik, Kullanım ve Telif Hakları bildiriminde belirtilen kurallar çerçevesinde hizmet sunulmaktadır.