13
Güncelleme :
24.09.2026 14:22
Yayın :
24.09.2026 14:21
Manisa'nın Turgutlu ilçesindeki İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yakınında gerçekleştirilen silahlı saldırıya ilişkin Bakan Tekin, saldırının "okul saldırısı" olarak nitelendirilmemesi gerektiğini ifade etti.
Tekin, bu saldırının sadece okul güvenliği ve emniyet kavramları üzerinden okunmaması gerektiğini belirterek, evlerinde ruhsatlı silah bulunduran ailelerinbu silahları çocukların erişemeyeceği yerlerde saklamasının önemine işaret etti.
Gerekli tedbirleri aldıklarına dikkati çeken Tekin, "Toplumsal güvenlik, hepimizin güvenliği toplumun tamamını ilgilendiriyor. Daha önceki yıllarda şunları da görüyorduk: Bir çocuk babasının arabasının anahtarını çalıp kalabalığa giriyor. Bunların hepsinin bu açıdan tekrar gözden geçirilmesi lazım. Ailelerimizin sorumlulukları var, onları yerine getirmesi lazım." diye konuştu.
Manisa'daki olayda failin büyükbabasının evindeki av tüfeğini aldığını anımsatan Tekin, "İlk ifadelerinde akran zorbalığından bahsediyor ama çocuk henüz akran zorbalığı dediğimiz şeyi görebilecek kadar okula gitmemiş. Zaten yeni kayıtlı 9. sınıfa, iki ya da üç gün devamsızlığı var kayıt sürecinden dolayı. Toplam iki ya da üç gün okula gitmiş, dolayısıyla bir akran zorbalığından bahsetmek mümkün değil." dedi.
Tekin, ailelerin sosyal medya denetiminin önemli olduğunu vurgulayarak çocukların oyun oynadıkları platformlarda veya sosyal medyada kişisel verilerini, özel fotoğraflarını paylaşıyor olabileceğini, bunlar üzerinden tehdit ve şantajlarla karşılaşabileceğini ifade etti.
Velilerin gerekli durumlarda çocuklarını psikiyatrist ya da psikologlarla görüştürmesinin önemine işaret eden Tekin, şunları kaydetti:
"Benim velilerden istirhamım şu: Kahramanmaraş'taki olayda da burada da başka olaylarda da... Niye bir çocuk sosyal medya platformunda, Amerika'daki bir okul saldırısındaki saldırganın resmini kendi profil resmi yapar? Bir annenin, babanın bunu takip etmesi, görmesi gerekir. Artık sosyal medya da biz ve çocuklarımız için bir iletişim alanı. Çocuklarımızın buradaki yazışmalarını, buradaki ilişkilerini en azından yetişkinlik çağına gelinceye kadar takip etmekte fayda var. Eğer takip etmezsek çocuklarımız için telafisi imkânsız sonuçlar doğurabilir."
"Her bir okulumuzu tedbirler silsilesine göre kategorileştirdik"
Tekin, her eğitim öğretim döneminin başında okullarda hangi tedbirlerin alınması gerektiğine dair çalışmalar yapıldığını, 15 Nisan'dan sonra bu tedbirlerin sıkılaştığını vurguladı.
Ülkedeki okulların tamamını, belli ölçeklere göre değerlendirerek standart tedbirler listesi oluşturduklarını anlatan Tekin, sözlerine şöyle devam etti:
"Okullarımızın fiziki durumuna göre bazı okullarda farklı bazı tedbirleri gündemimize aldık ve her bir okulumuzu bu tedbirler silsilesine göre kategorileştirdik. En standart tedbirimizin olduğu okullarımızda, emniyetin ve İçişleri Bakanlığımızın bir iletişim noktası var. Her okulumuzda bina içi kamera sisteminden -ki bunlar Kent Güvenliği Yönetim Sistemi'ni entegre hâle getiriyor- bina çevresi kameralara kadar... Binada hiç kör nokta bırakmayacak şekilde okullarımızdaki kamera bağlantıları, kameraların bağlı bulunduğu jeneratörler, turnikeler, bazı okullarımızda yüz tanıma sistemleri, okullarımızda görevliler için el dedektörleri, acil durum butonları gibi her okulun durumuna göre kategorileştirdik ve okullarımızda bunlarla ilgili olarak tedbirler silsilesini başlattık."
Tekin, okullarda fiziki tedbirlerin yanı sıra okul randevu sistemi, cep telefonu kullanımının kısıtlanması, okul forması uygulaması, öğretmenler için önlük uygulaması gibi çalışmalar da yaptıklarını anımsattı.
Öğrenci servislerine de takip sistemi kurduklarını belirten Tekin, "Bütün bunları yaparken okullarımızda şiddet algısına ilişkin yıl boyunca sürekli araştırma yaptık ve araştırmanın verilerine göre bu tedbirleri aldık. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile okullarımızın bulunduğu bölgelerde risk haritaları oluşturduk. Bunlara göre tedbirlerimizi, bağımlılıkla mücadele konusundaki süreci hızlandırdık. Yeşilay ile bu anlamda ortak etkinlikler yapıyoruz." diye konuştu.
Bahçe görevlilerine ilişkin de bilgi veren Bakan Tekin, "31 bin kişi göreve başlayacaktı. İçişleri Bakanımız ile Turgutlu'daki değerlendirmemize göre, 23 binin üzerinde resmî olarak başlayan bahçe görevlimiz var. Diğerleri de peyderpey gerekli prosedürler tamamlandıkça başlamış olacaklar." dedi.
Türkiye'nin PISA 2025'teki başarısı
PISA 2025 sonuçlarına ilişkin soru üzerine Bakan Tekin, Türkiye'nin 2003 yılında katıldığı ilk PISA döngüsünde 38 OECD ülkesi arasında ilk 30 arasında olmadığını hatırlattı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Türkiye'de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!" sözüyle başlayan yolculukta 2003'ten itibaren önce okulların fiziki ve teknolojik altyapısıyla ilgili çok ciddi revizyonlar yapıldığını kaydeden Tekin, "Şu anda biz derslik başına düşen öğrenci sayısı, okulların fiziki kalitesi, okullardaki teknolojik altyapı ve öğretmen başına düşen öğrenci sayısı itibarıyla uluslararası göstergelerin üzerine çıkmış durumdayız." dedi.
Fırsat eşitliği ve eğitime erişim konusunda atılan adımları da anlatan Tekin, 2003 yılında yüzde 51 olan ortaöğretime devam etme oranının bugün yüzde 90'ların üzerinde olduğunu belirtti. Artık eğitime erişim konusunda sıkıntı kalmadığını ifade eden Tekin, yaptıkları 800 binden fazla öğretmen atamasıyla da fırsat eşitliğini temin edecek önemli bir adım attıklarını söyledi.
Bakan Tekin, şunları söyledi:
"Biz 2025'te evet, başarılı olduk ama burası bizim için yeterli değil. Yani OECD üyesi ülkeler arasında ilk 15'in içinde olmak bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak beni tatmin etmiyor fakat güzel olan şey şu: OECD, yani PISA'nın ölçtüğü 3 alanda... Matematik, fen bilimleri ve okuma yazma becerileri. Bu alanlarda OECD üyesi ülkeler ve diğer tüm ülkeler radikal bir düşüş yaşarken bizim OECD üyesi ülkeler arasında puanlarımızı 20'ye yakın, 20'nin üzerinde artırdığımız alan da var, tek ülke olmamız bizim açımızdan önemli."
Öğretmen alım sürecinin nasıl işleyeceği sorusu üzerine Tekin, "Biz şu anda okullardaki norm ihtiyaçlarımızı tespit ettik. Nihayetinde bütçeyi yapmakla mükellef olan kamu otoriteleri bütçe büyüklüğümüzü belirleyecekler, Bütçe kanununu oluşturacaklar ve kamuya 2027 bütçesi kullanılarak ne kadar personel istihdam edileceği belirlenecek. Aralık ayının sonu itibarıyla bu netleşmiş olur. Bütçe geçtikten sonra da biz oturup ilgili kamu kurumlarıyla 2027 bütçesine konulan personelin bakanlıklara ve kamu kurumlarına dağılımını yapacağız. Onu da o zaman ilan ederiz. Şu an için bu konuda bir rakam vermemiz mümkün değil." değerlendirmesinde bulundu.









